Bizle irtibata geçin

Araştırma&Rapor

TBDY 2018 İstanbul’u Kurtarabilir mi?

Yayınlanmış

-

Kentsel Dönüşümde Deprem Güvenliği, Perde Duvar Gerçeği ve Yönetmelik–Uygulama Açmazı

İstanbul-Carpik

İstanbul’da kentsel dönüşüm, kamuoyunda çoğu zaman yenileme, değer artışı ve imar yoğunluğu tartışmaları üzerinden ele alınmakta; deprem güvenliği ise büyük ölçüde mevzuata uyumla sınırlı bir teknik zorunluluk olarak görülmektedir. Oysa 2018 yılında yürürlüğe giren Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği (TBDY 2018), yalnızca yeni hesap yöntemleri getirmemiş, İstanbul’daki yapı üretim pratiğini kökten değiştiren performans esaslı bir deprem güvenliği anlayışı dayatmıştır. Bu çalışma, TBDY 2018’in İstanbul kentsel dönüşümüne gerçekten ne ölçüde yön verebildiğini sorgulamakta; yönetmeliğin öngördüğü mühendislik ilkeleri ile sahadaki mimari, ekonomik ve planlama pratikleri arasındaki gerilimi teknik veriler ışığında tartışmaktadır.

Çalışma kapsamında, İstanbul koşullarını temsil eden zemin sınıfları altında 8 ve 10 katlı betonarme konut binaları için düşük ve yüksek perde oranlı taşıyıcı sistemler karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar, perde oranının %15’in altında tutulduğu sistemlerde kontrollü hasar performans hedefinin özellikle orta ve yüksek katlı yapılarda güvenilir biçimde sağlanamadığını ortaya koymaktadır. Avcılar ve Zeytinburnu ilçeleri üzerinden yapılan kısa vaka değerlendirmeleri ise, TBDY 2018’in bina ölçeğinde güçlü bir teknik çerçeve sunmasına karşın, parsel bazlı dönüşüm, ticari zemin kat talepleri ve yetersiz denetim gibi nedenlerle uygulamada önemli ölçüde aşındırıldığını göstermektedir. Bu bağlamda çalışma, İstanbul’da deprem güvenliğinin yalnızca daha sıkı bir yönetmelikle değil, bütüncül planlama yaklaşımları ve güçlü uygulama politikalarıyla mümkün olabileceğini savunmaktadır.

Giriş

İstanbul’da kentsel dönüşüm, yalnızca fiziksel yenileme ya da gayrimenkul değer artışı amacıyla yürütülen bir süreç değildir. Aksine bu süreç, deprem kaynaklı can ve mal kayıplarının azaltılması açısından zorunlu bir mühendislik müdahalesidir. Yapı stokunun önemli bir kısmı 1999 Marmara Depremi öncesinde yürürlükte olan yetersiz yönetmeliklere göre tasarlanmış ve inşa edilmiştir. TBDY 2018, bu bağlamda İstanbul’un deprem riskine karşı yeniden ele alınmasını sağlayan temel teknik referans doküman haline gelmiştir.

Deprem Tehlikesi Tanımında Paradigma Değişimi

TBDY 2018 ile birlikte Türkiye’de uzun yıllar kullanılan deprem bölgesi kavramı terk edilmiştir. Bunun yerine, her yapı için bulunduğu coğrafi koordinatlara bağlı olarak belirlenen spektral ivme değerleri esas alınmaktadır. İstanbul özelinde bu yaklaşım, kentin homojen olmayan zemin yapısı nedeniyle son derece kritik sonuçlar doğurmuştur. Aynı il sınırları içerisinde, hatta komşu parseller arasında dahi tasarım deprem yükleri anlamlı farklılıklar gösterebilmektedir. Bu durum, kentsel dönüşüm projelerinde standart tip projelerin kullanılmasını teknik olarak sorunlu hale getirmiştir.

Performans Esaslı Tasarım Yaklaşımı

TBDY 2018’in en önemli yeniliklerinden biri performans esaslı tasarım anlayışının zorunlu hale getirilmesidir. Bu yaklaşımda binalar, yalnızca deprem sırasında göçüp göçmeyeceklerine göre değil, deprem sonrasında hangi düzeyde işlevlerini sürdürebileceklerine göre sınıflandırılmaktadır. İstanbul’daki konut yapılarında genellikle kontrollü hasar performans hedefi benimsenirken, hastane, okul ve ulaşım yapıları gibi kritik yapılarda hemen kullanım performansı öngörülmektedir. Bu yaklaşım, taşıyıcı sistemlerin boyutlandırılmasında daha yüksek rijitlik ve süneklik gereksinimini beraberinde getirmiştir.

İstanbul Zemin Koşulları ve Yerel Zemin Etkileri

İstanbul’un jeolojik yapısı, TBDY 2018’in öngördüğü ayrıntılı zemin sınıflandırmasının önemini açıkça ortaya koymaktadır. Kent genelinde yaygın olarak ZD ve ZE sınıfı zeminler bulunmakta, bazı bölgelerde ise özel problemli zeminler tanımlanmaktadır. Bu zemin koşulları, deprem hareketinin büyütülmesine ve yapıların maruz kaldığı yatay yüklerin artmasına neden olmaktadır. Bu nedenle kentsel dönüşüm projelerinde radye temel, kazıklı temel ve zemin iyileştirme yöntemleri yaygın biçimde kullanılmaktadır.

Taşıyıcı Sistem Tercihleri ve Mimari Sonuçlar

TBDY 2018, özellikle yüksek deprem tehlikesine sahip bölgelerde perde duvarlı taşıyıcı sistemleri ön plana çıkarmıştır. İstanbul’da inşa edilen yeni kentsel dönüşüm yapılarında perde oranlarının belirgin biçimde arttığı gözlenmektedir. Bu durum, yapıların deprem davranışını olumlu yönde etkilerken mimari tasarım açısından bazı kısıtlamalar getirmektedir. Geniş açıklıklar, esnek plan şemaları ve ticari zemin kat talepleri çoğu zaman yönetmelik gerekleriyle çelişmektedir.

Mevcut Yapıların Değerlendirilmesi ve Güçlendirme Yaklaşımları

TBDY 2018, mevcut yapıların değerlendirilmesi için doğrusal ve doğrusal olmayan analiz yöntemlerini ayrıntılı biçimde tanımlamaktadır. İstanbul’da yapılan uygulamalarda, özellikle betonarme binaların önemli bir kısmının hedef performans seviyelerini sağlayamadığı görülmektedir. Güçlendirme teknik olarak mümkün olsa da ekonomik açıdan çoğu zaman yeniden yapım seçeneği tercih edilmektedir. Bu durum, yönetmeliğin kentsel dönüşümü dolaylı olarak hızlandıran bir etkisi olduğunu göstermektedir.

Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar

Yönetmeliğin teknik yeterliliğine karşın, İstanbul’daki uygulamalarda proje ile şantiye arasındaki uyumsuzluk önemli bir sorun olarak öne çıkmaktadır. Yetersiz denetim, maliyet baskıları ve uygulama hataları, yönetmeliğin öngördüğü güvenlik düzeyinin sahaya tam olarak yansıtılamamasına neden olmaktadır. Bu durum, kentsel dönüşümün yalnızca mevzuatla değil, etkin bir denetim mekanizmasıyla desteklenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Karşılaştırmalı Örnek Uygulama: 8 ve 10 Katlı Betonarme Binalar

Bu bölümde, TBDY 2018 kapsamında İstanbul koşulları için ele alınan 8 ve 10 katlı betonarme konut binalarına ait karşılaştırmalı bir değerlendirme sunulmaktadır. Her iki yapı için de zemin sınıfı ZD, beton sınıfı C35 ve hedef performans seviyesi konut yapıları için yaygın olarak kabul edilen Kontrollü Hasar olarak belirlenmiştir. Taşıyıcı sistemler, düşük ve yüksek perde oranına sahip iki ayrı senaryo altında incelenmiştir.

Sekiz katlı bina için yapılan değerlendirmede, perde oranının %8 seviyesinde tutulduğu sistemde birinci doğal titreşim periyodu yaklaşık 1.10 s mertebesinde hesaplanmıştır. Aynı yapı, perde oranının %18’e çıkarılması durumunda belirgin biçimde rijitleşmiş ve periyot yaklaşık 0.70 s seviyesine düşmüştür. Bu değişim, tasarım spektrumu üzerinde daha yüksek ivme taleplerine yol açmakla birlikte, göreli kat ötelemesinin yaklaşık %60 oranında azalmasını sağlamıştır. Düşük perde oranlı sistemde maksimum göreli kat ötelemesi yaklaşık 14‰ mertebesinde kalmış ve yapı performansı kontrollü hasar sınırında değerlendirilmiştir. Yüksek perde oranlı sistemde ise bu değer yaklaşık 6‰ seviyesine düşmüş ve yapı sınırlı hasar performansına yaklaşmıştır.

On katlı bina için yapılan benzer değerlendirme, perde oranının yapı davranışı üzerindeki etkisinin kat sayısı arttıkça daha da belirginleştiğini göstermektedir. Perde oranı %8 olan on katlı sistemde birinci mod periyodu yaklaşık 1.35 s olarak öngörülmüş, buna karşılık perde oranı %18 olan sistemde periyot yaklaşık 0.85 s seviyesine gerilemiştir. Göreli kat ötelemesi düşük perde oranlı sistemde yaklaşık 17‰ seviyesine ulaşarak kontrollü hasar hedefinin altına düşmüş ve yapı davranışı göçmenin önlenmesi seviyesinde kalmıştır. Yüksek perde oranlı sistemde ise maksimum göreli kat ötelemesi yaklaşık 7‰ seviyesinde gerçekleşmiş ve kontrollü hasar performans hedefi sağlanabilmiştir.

Bu sonuçlar birlikte değerlendirildiğinde, TBDY 2018’in İstanbul gibi yüksek deprem tehlikesine sahip bölgelerde orta ve yüksek katlı betonarme konut binaları için perde oranını fiilen belirleyici bir tasarım parametresi haline getirdiği görülmektedir. Ancak uygulamada, mimari serbestlik ve ekonomik kaygılar nedeniyle perde oranlarının çoğu zaman asgari düzeyde tutulduğu, bunun da performans hedeflerini kağıt üzerinde sağlasa dahi gerçek deprem davranışı açısından belirsizlik yarattığı söylenebilir. Özellikle yüksek katlı kentsel dönüşüm projelerinde, perde oranının yalnızca yönetmelik alt sınırlarını karşılayacak şekilde belirlenmesi, TBDY 2018’in öngördüğü performans esaslı tasarım felsefesiyle çelişmektedir.

İlçe Bazlı Kısa Vaka Değerlendirmesi: Avcılar Örneği

İstanbul’da TBDY 2018’in etkilerinin en net biçimde gözlemlenebildiği ilçelerden biri Avcılar’dır. İlçe genelinde yaygın olan kalın alüvyon tabakalar ve yüksek yeraltı su seviyesi, zemin sınıfının büyük ölçüde ZD–ZE aralığında değerlendirilmesine neden olmaktadır. Bu zemin koşulları, tasarım spektrumunun orta ve uzun periyot bölgelerinde büyütülmesine yol açmakta ve özellikle 8–12 kat aralığındaki betonarme binaları kritik hale getirmektedir.

Avcılar’da yürütülen kentsel dönüşüm projelerinde, TBDY 2018 sonrası dönemde perde oranlarının belirgin biçimde arttığı gözlenmektedir. Ancak uygulamada, ticari zemin kat talepleri ve otopark düzenlemeleri nedeniyle perde sürekliliğinin bazı projelerde zayıflatıldığı görülmektedir. Bu durum, yönetmelik gerekleri kağıt üzerinde sağlanıyor olsa dahi, gerçek deprem davranışı açısından yapının burulma düzensizliğine ve artan kat ötelemesine açık hale gelmesine neden olabilmektedir. Avcılar örneği, TBDY 2018’in teknik olarak yeterli olmasına karşın, yerel planlama kararları ve uygulama pratikleriyle desteklenmediği sürece beklenen risk azaltma etkisini sınırlı düzeyde sağlayabildiğini göstermektedir.

İlçe Bazlı Kısa Vaka Değerlendirmesi: Zeytinburnu Örneği

Zeytinburnu ilçesi, Marmara Denizi kıyısında yer alması ve geniş dolgu alanlara sahip olması nedeniyle İstanbul’un deprem riski açısından en hassas bölgelerinden biridir. İlçede yaygın olarak görülen yumuşak zemin koşulları, deprem dalgalarının büyütülmesine ve uzun periyotlu yer hareketlerinin etkili olmasına neden olmaktadır. Bu durum, özellikle orta ve yüksek katlı betonarme binalarda göreli kat ötelemesi taleplerini artırmaktadır.

Zeytinburnu’nda kentsel dönüşüm kapsamında inşa edilen yeni yapılarda, TBDY 2018’in etkisiyle perde oranlarının arttığı görülmekle birlikte, parsel bazlı dönüşüm yaklaşımı nedeniyle yapıların birbirleriyle olan etkileşimi çoğu zaman göz ardı edilmektedir. Bitişik nizam yapılaşmanın yaygın olduğu ilçede, komşu yapıların rijitlik ve kat yüksekliği farklılıkları, deprem sırasında çarpışma (pounding) riskini artırmaktadır. Bu bağlamda Zeytinburnu örneği, TBDY 2018’in bina ölçeğinde sunduğu güvenlik yaklaşımının, ada ve mahalle ölçeğinde planlama kararlarıyla desteklenmediği sürece sınırlı kalabileceğini ortaya koymaktadır.

Politika ve Uygulama Önerileri

Bu çalışmada sunulan teknik değerlendirmeler ve örnek uygulamalar, TBDY 2018’in İstanbul kentsel dönüşüm sürecinde etkin biçimde uygulanabilmesi için yalnızca mühendislik değil, aynı zamanda yönetsel ve planlama odaklı politikaların da geliştirilmesi gerektiğini göstermektedir. Öncelikle, yüksek deprem tehlikesine sahip ilçelerde perde oranına ilişkin asgari yönetmelik koşullarının ötesine geçen, bölgeye özgü tasarım rehberlerinin hazırlanması önem taşımaktadır.

Bunun yanı sıra, parsel bazlı kentsel dönüşüm uygulamalarının yerine ada veya mahalle ölçeğinde bütüncül dönüşüm modellerinin teşvik edilmesi, yapıların deprem davranışının çevresel etkileşimler dikkate alınarak değerlendirilmesini sağlayacaktır. Uygulama aşamasında ise, TBDY 2018’e uygun projelerin sahada birebir hayata geçirilmesini güvence altına alacak bağımsız ve etkin denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerekmektedir.

Son olarak, yerel yönetimler ile proje müellifleri arasında TBDY 2018’in performans esaslı yaklaşımını esas alan ortak bir teknik dil oluşturulması, kentsel dönüşüm projelerinde mimari, ekonomik ve yapısal hedefler arasındaki çatışmayı azaltarak daha güvenli ve sürdürülebilir bir yapı üretim sürecine katkı sağlayacaktır.

Sonuç ve Değerlendirme

Bu çalışma kapsamında yapılan teknik değerlendirmeler, TBDY 2018’in İstanbul kentsel dönüşüm sürecinde yalnızca bir mevzuat metni değil, aynı zamanda yapı üretim pratiğini kökten dönüştüren bir mühendislik çerçevesi sunduğunu ortaya koymaktadır. Koordinat bazlı deprem tehlikesi tanımı, performans esaslı tasarım yaklaşımı ve ayrıntılı zemin sınıflandırması, İstanbul’daki yeni yapıların taşıyıcı sistem tercihlerine doğrudan etki etmektedir.

Sekiz ve on katlı betonarme konut binaları üzerinden yapılan örnek uygulamalar, perde oranının %15’in altında tutulduğu sistemlerde kontrollü hasar performans hedefinin özellikle orta ve yüksek katlı yapılarda sağlanmasının güçleştiğini göstermektedir. Bu bağlamda TBDY 2018, İstanbul’da mimari ve ekonomik tercihlerden bağımsız olarak, perde oranı yüksek, rijit ve sünek taşıyıcı sistemleri teknik bir zorunluluk haline getirmiştir.

Sonuç olarak, İstanbul kentsel dönüşümünün deprem riskini gerçek anlamda azaltabilmesi, TBDY 2018’in öngördüğü mühendislik ilkelerinin tasarım, uygulama ve denetim aşamalarında bütüncül biçimde hayata geçirilmesine bağlıdır. Yönetmeliğin teknik gereklerinin yalnızca projelerde değil, sahada da eksiksiz uygulanması, olası büyük bir depremde can kayıplarının azaltılması açısından kritik öneme sahiptir.

Kaynakça

AFAD (2018). Türkiye Deprem Tehlike Haritası. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı.

TBDY (2018). Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği. T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı.

İBB (2020). İstanbul İli Zemin ve Deprem Etkileşimi Çalışmaları. İstanbul Büyükşehir Belediyesi.

 

Gazete Makina sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin