Bizle irtibata geçin

Endüstriyel Ekonomi

Geri Dönüşüm ile CBAM Arasındaki İlişki: Döngüsel Ekonomi, Gömülü Emisyonlar ve Türkiye’nin Sanayi Rekabetçiliği

Yayınlanmış

-

cbam circular

Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (Carbon Border Adjustment Mechanism–CBAM), ithal edilen karbon yoğun ürünlerin gömülü emisyonlarına Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemi’yle uyumlu bir karbon maliyeti yüklemeyi amaçlamaktadır. Mekanizmanın temel hedefleri karbon kaçağını önlemek, Avrupa Birliği üreticileri ile üçüncü ülke üreticileri arasındaki karbon maliyeti farkını azaltmak ve ticaret ortaklarını daha düşük karbonlu üretime yöneltmektir. Geri dönüşüm ise birincil hammadde kullanımını, enerji tüketimini ve üretim kaynaklı sera gazı emisyonlarını azaltarak CBAM kapsamındaki ürünlerin gömülü karbon yoğunluğunu düşürebilmektedir. Bu nedenle CBAM ile geri dönüşüm arasındaki ilişki, çevre politikasının ötesinde üretim maliyetlerini, hammadde ticaretini ve uluslararası rekabetçiliği etkileyen bir ekonomi politikası meselesidir. Bununla birlikte geri dönüştürülmüş girdilerin emisyon hesaplamasında nasıl değerlendirildiği, hurda kaynaklarının izlenebilirliği ve üretim öncesi ile tüketim sonrası hurdalar arasındaki ayrım, düzenleyici boşluklar ve karbon kaçağının yeni biçimleri bakımından önem taşımaktadır. Bu çalışma, CBAM ile geri dönüşüm arasındaki ilişkiyi demir-çelik ve alüminyum sektörleri üzerinden incelemekte; mekanizmanın Türkiye bakımından doğurduğu fırsatları ve politika gereksinimlerini değerlendirmektedir. Çalışmanın temel savı, geri dönüşümün CBAM maliyetlerini azaltabilecek önemli bir karbonsuzlaşma aracı olduğu, ancak bu etkinin güvenilir emisyon ölçümü, temiz enerji kullanımı, kaliteli hurda arzı ve güçlü izlenebilirlik sistemleri olmadan sınırlı kalacağıdır.

1. Giriş

Avrupa Birliği’nin (AB) iklim politikası, karbon emisyonlarını yalnızca birlik içindeki üretim faaliyetleri üzerinden değil, ithal edilen ürünlerin karbon içeriği üzerinden de fiyatlandırmaya yönelmiştir. Bu dönüşümün başlıca araçlarından biri olan Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, 2023/956 sayılı AB Tüzüğü ile kurulmuş ve 1 Ocak 2026 tarihinde mali yükümlülükleri içeren kesin uygulama dönemine geçmiştir. CBAM başlangıçta demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre, elektrik ve hidrojen sektörlerini kapsamaktadır. Kesin dönemde yetkilendirilmiş ithalatçılar, ithal edilen malların gömülü emisyonları karşılığında CBAM sertifikası teslim etmekle yükümlüdür. Sertifika fiyatı AB Emisyon Ticaret Sistemi’ndeki tahsisat fiyatlarıyla ilişkilendirilmiştir (European Commission, 2026a).

CBAM’ın temel işlevi, AB içinde karbon fiyatına tabi üretim ile daha düşük veya herhangi bir karbon fiyatının bulunmadığı ülkelerdeki üretim arasındaki maliyet farkını azaltmaktır. Böylece üretimin daha gevşek iklim politikalarına sahip ülkelere kaydırılması veya karbon yoğun ithalatın AB üretiminin yerini alması şeklinde ortaya çıkabilecek karbon kaçağının önlenmesi amaçlanmaktadır. Ancak mekanizmanın etkileri karbon fiyatlandırmasıyla sınırlı değildir. CBAM, üçüncü ülkelerdeki üretim teknolojilerini, enerji kaynaklarını, hammadde bileşimini ve geri dönüşüm yatırımlarını da etkileyebilecek bir piyasa sinyali oluşturmaktadır.

Geri dönüşüm ile CBAM arasındaki ilişki burada ortaya çıkmaktadır. Hurda demir, hurda çelik veya ikincil alüminyum kullanımı, cevher çıkarılması ve birincil metal üretimi gibi yüksek enerji tüketen aşamaların bir bölümünü ortadan kaldırarak ürün başına emisyonları azaltabilmektedir. Geri dönüştürülmüş girdi kullanan bir üretici, diğer koşullar sabitken, daha düşük gömülü emisyona ve dolayısıyla daha düşük CBAM yükümlülüğüne sahip olabilir. Bununla beraber geri dönüşümün otomatik olarak “sıfır karbonlu” kabul edilmesi mümkün değildir. Hurdanın toplanması, ayrıştırılması, işlenmesi, taşınması ve yeniden eritilmesi de enerji ve emisyon yaratmaktadır. Ayrıca hurdanın kökeninin doğrulanamaması, aynı geri dönüştürülmüş içeriğin birden fazla ürün için ileri sürülmesi veya yüksek karbonlu üretimin yalnızca AB’ye gönderilen ürünlerden ayrıştırılması gibi uygulamalar CBAM’ın çevresel bütünlüğünü zayıflatabilir.

Bu çalışma şu soruya cevap aramaktadır: CBAM, geri dönüşümün ekonomik değerini ve sektörlerin döngüsel üretime geçişini hangi kanallar üzerinden etkilemektedir ve bu ilişkinin Türkiye açısından sonuçları nelerdir?

2. Kavramsal çerçeve: Karbon fiyatlandırmasından döngüsel ekonomiye

Döngüsel ekonomi, üretim ve tüketim sistemlerinin “çıkar–üret–kullan–at” modelinden uzaklaştırılarak ürünlerin, parçaların ve hammaddelerin ekonomik sistem içinde mümkün olduğu kadar uzun süre tutulmasını amaçlar. Yeniden kullanım, onarım, yeniden imalat ve geri dönüşüm bu yaklaşımın temel araçları arasındadır. Kaynak verimliliği ile iklim politikası arasındaki ilişki özellikle enerji yoğun sektörlerde belirgindir. Birincil hammadde üretiminden ikincil hammadde kullanımına geçiş, hem doğal kaynak çıkarımını hem de üretim sırasında kullanılan enerji miktarını azaltabilir.

CBAM ise doğrudan bir geri dönüşüm politikası değildir. Mekanizma, ithal ürünlerde bulunan gömülü emisyonları mali bir yükümlülüğe dönüştüren ticaret bağlantılı bir karbon fiyatlandırma aracıdır. Buna rağmen CBAM, üreticilere aşağıdaki basitleştirilmiş maliyet ilişkisi üzerinden geri dönüşüm teşviki sağlayabilir:

CBAM maliyeti=(Gömülü emisyonlar ×CBAM sertifika fiyatı)−Menşei ülkede ödenmiş karbon bedeli

Üretimde daha fazla geri dönüştürülmüş girdi kullanılması gömülü emisyonları azaltıyorsa, ödenecek CBAM maliyeti de düşer. Böylece daha önce yalnızca hurda fiyatı, enerji maliyeti ve ürün kalitesi üzerinden değerlendirilen geri dönüşüm yatırımları, karbon maliyetinden kaçınma kapasitesi üzerinden de ekonomik değer kazanır.

Bu ilişki üç kanaldan işlemektedir:

  1. Teknoloji kanalı: Daha fazla hurda kullanabilen elektrik ark ocağı, yeniden ergitme, ayırma ve arıtma teknolojileri teşvik edilir.
  2. Hammadde kanalı: Kaliteli ve izlenebilir hurdanın piyasa değeri yükselir; hurda, stratejik bir düşük karbon hammaddesine dönüşür.
  3. Bilgi ve yönetişim kanalı: İşletmelerin ürün bazlı karbon muhasebesi, malzeme izlenebilirliği ve doğrulanmış emisyon verisi oluşturması gerekir.

Bu nedenle CBAM, geri dönüşümü atık yönetiminin son aşaması olmaktan çıkararak sanayi, ticaret ve iklim politikalarının kesişiminde konumlandırmaktadır.

3. CBAM’ın geri dönüşümü teşvik etme kapasitesi

3.1. Gömülü emisyonların azaltılması

CBAM yükümlülüğünün temelini ürünün üretimi sırasında açığa çıkan gömülü emisyonlar oluşturmaktadır. Avrupa Komisyonu’nun uygulama kuralları, üretim süreçlerinin ve kullanılan öncül girdilerin emisyonlarının ürüne tahsis edilmesini öngörmektedir. Gerçek emisyon verilerinin kullanılabilmesi için üretim tesisinin faaliyet verileri, emisyon faktörleri ve ürün miktarları belirli izleme ve doğrulama standartlarına uygun olmalıdır (European Commission, 2023).

Birincil demir-çelik üretiminde demir cevherinin kok kömürü kullanılarak indirgenmesi önemli miktarda doğrudan emisyon yaratırken, hurda temelli elektrik ark ocağı üretiminde bu aşamaya ihtiyaç duyulmaz. Benzer şekilde birincil alüminyum üretimi, boksitin alüminaya dönüştürülmesi ve elektroliz yoluyla metal elde edilmesi nedeniyle son derece elektrik yoğundur. Alüminyum hurdasının yeniden eritilmesi ise genellikle çok daha az enerji gerektirir.

Dolayısıyla geri dönüştürülmüş girdinin payının artırılması, ürünün CBAM hesaplamasına konu olan emisyon yoğunluğunu düşürebilir. Ancak elde edilen faydanın büyüklüğü, yeniden işleme sürecinde kullanılan elektriğin karbon yoğunluğuna bağlıdır. Kömür ağırlıklı bir elektrik sisteminde çalışan elektrik ark ocağı, yenilenebilir veya düşük karbonlu elektrik kullanan eşdeğer tesise göre daha yüksek gömülü emisyona sahip olacaktır. Geri dönüşüm ile enerji dönüşümü bu nedenle birbirinin ikamesi değil, tamamlayıcısıdır.

3.2. Hurdanın ekonomik değerindeki değişim

CBAM, üreticileri yalnızca daha fazla hurda kullanmaya değil, daha kaliteli ve belgelenebilir hurda tedarik etmeye de yöneltebilir. Özellikle yüksek kaliteli çelik ve alüminyum alaşımlarında bakır, fosfor, demir veya diğer istenmeyen elementlerin birikmesi ürün kalitesini düşürmektedir. Bu nedenle tüm hurdalar aynı ikincil hammadde değerine sahip değildir.

Hurdanın kimyasal bileşimine göre ayrıştırılması, dijital malzeme pasaportları, gelişmiş sensörler ve yapay zekâ destekli sınıflandırma sistemleri, CBAM sonrasında daha büyük bir ekonomik önem kazanabilir. Düşük kaliteli ve kaynağı belirsiz hurdadan yüksek kaliteli ve izlenebilir hurdaya geçiş, üreticilerin hem emisyon hesaplamalarını güvenilir biçimde yapmasını hem de daha yüksek katma değerli ürünler üretmesini kolaylaştırır.

Fakat kaliteli hurdaya yönelik talebin hızla artması, sınırlı hurda arzı üzerinde rekabet yaratabilir. Çelik ürünlerinin uzun kullanım ömrü nedeniyle bugün üretilen metalin önemli bir bölümü ancak yıllar sonra hurda piyasasına dönebilmektedir. Bu sebeple geri dönüşüm, kısa ve orta vadede birincil üretimin tamamını ikame edemez. World Steel Association’a göre 2021 yılında yaklaşık 680 milyon ton çelik geri dönüştürülmüş olmasına rağmen mevcut hurda arzı yeni çelik talebinin tamamını karşılamaya yeterli değildir (World Steel Association).

3.3. Geri dönüşüm yatırımlarının finansal karşılığının değişmesi

Karbon fiyatının bulunmadığı bir durumda geri dönüşüm yatırımının getirisi esas olarak enerji tasarrufu, hammadde maliyeti ve atık bertaraf giderleri üzerinden hesaplanır. CBAM ise kaçınılan karbon maliyetini de yatırım kararına dâhil eder. Bu durum şu teknolojilerin geri ödeme süresini kısaltabilir:

  • Hurda toplama ve sınıflandırma altyapıları,
  • Elektrik ark ocakları,
  • Alüminyum yeniden ergitme tesisleri,
  • Kapalı devre üretim hurdası sistemleri,
  • Endüstriyel simbiyoz uygulamaları,
  • Ürün ve malzeme izlenebilirlik sistemleri,
  • Yenilenebilir enerjiyle çalışan geri dönüşüm tesisleri.

Bu bakımdan CBAM, döngüsel üretimin ekonomik teşvik yapısını güçlendirebilir. Rossetto (2023), özellikle çelik sektöründe CBAM’ın hurda kullanımını teşvik ederek karbon piyasaları ile döngüsel ekonomi arasında karşılıklı bir destek ilişkisi oluşturabileceğini göstermektedir.

4. Sektörel değerlendirme

4.1. Demir-çelik sektörü

Demir-çelik, CBAM ile geri dönüşüm arasındaki ilişkinin en görünür olduğu sektördür. Geleneksel yüksek fırın–bazik oksijen fırını rotası büyük ölçüde demir cevheri ve kok kömürüne dayanırken elektrik ark ocağı üretiminde temel girdi çelik hurdasıdır. Bu nedenle üretim rotası, ürünün karbon yoğunluğunu belirleyen başlıca unsurlardan biridir.

CBAM’ın demir-çelik sektöründeki etkisi iki yönlüdür. Birincisi, hurda bazlı üreticiler AB pazarına daha düşük gömülü emisyonlu ürün sunarak maliyet avantajı elde edebilir. İkincisi, cevher bazlı üreticiler hurda oranını artırma, doğrudan indirgenmiş demir ve düşük karbonlu hidrojen kullanma yönünde baskıyla karşılaşabilir.

Bununla birlikte hurda bazlı üretim tamamen emisyonsuz değildir. Elektrik ark ocağında kullanılan elektriğin üretim kaynağı, doğal gaz ve karbon içeren yardımcı girdiler ile tesis verimliliği nihai emisyon değerini etkilemektedir. Avrupa Çevre Ajansı da elektrik ark ocaklarının geri dönüşüm dostu olmasına karşın emisyon avantajının elektrik üretiminin karbonsuzlaştırılmasıyla güçlendiğine dikkat çekmektedir (EEA, 2026).

4.2. Alüminyum sektörü

Alüminyumda birincil ve ikincil üretim arasındaki enerji farkı, geri dönüşümü güçlü bir karbonsuzlaşma seçeneği hâline getirmektedir. Ancak alüminyum hurdasının CBAM metodolojisi içinde nasıl değerlendirileceği önemli bir düzenleme sorunudur.

Özellikle üretim öncesi hurda ile tüketim sonrası hurdanın emisyon değerlerinin belirlenmesi tartışmalıdır. Hurdanın bütünüyle sıfır emisyonlu bir girdi sayılması, gerçekte birincil alüminyumdan üretilmiş ve yalnızca sınırlı işlem görmüş malzemenin “geri dönüştürülmüş” olarak yeniden sınıflandırılması riskini doğurabilir. Buna karşılık hurdadaki geçmiş birincil üretim emisyonlarının ikinci kez ürüne yüklenmesi de geri dönüşümü cezalandırabilir.

Bu sorun, karbon muhasebesinde kesme noktası yaklaşımı ile yaşam döngüsü yaklaşımı arasındaki farklılığa dayanır. Kesme noktası yaklaşımında hurda, önceki ürün sisteminden çıktığı anda geçmiş emisyonlardan arındırılır ve yalnızca toplama, ayırma ve yeniden işleme emisyonları yeni ürüne yüklenir. Yaşam döngüsü yaklaşımında ise birincil üretim ile geri dönüşümün faydaları ürünlerin kullanım döngüleri arasında paylaştırılabilir. CBAM’ın ticari uygulanabilirliği bakımından ilk yöntem daha basit olsa da düzenleyici arbitraj riskine daha açıktır.

AB’nin Aralık 2025’te sunduğu kapsam genişletme teklifi, bazı üretim öncesi hurda ve yüksek metal içerikli aşağı yönlü ürünleri sisteme dâhil ederek boşlukları azaltmayı amaçlamaktadır. Ancak teklifin özellikle tüketim sonrası alüminyum hurdasını değerlendirme biçimi üzerindeki tartışmalar devam etmektedir. Bu nedenle yürürlükteki kurallar ile henüz yasalaşmamış düzenleme tekliflerinin birbirinden ayrılması gerekir.

5. Düzenleyici riskler ve çelişkiler

5.1. Karbon kaçağından hurda kaçağına

CBAM’ın karbon yoğun ürünleri pahalılaştırması, düşük karbonlu üretimde kullanılabilecek hurdanın stratejik değerini artırabilir. Bu durum “hurda kaçağı” olarak adlandırılabilecek yeni bir ticaret tartışmasını doğurmaktadır. AB içinde üretilen hurdanın daha yüksek fiyat veren üçüncü ülkelere ihraç edilmesi, Avrupa’daki geri dönüşüm tesislerinin yeterli girdi bulamamasıyla sonuçlanabilir. Buna karşılık hurda ihracatının sınırlandırılması, geri dönüşüm şirketlerinin gelirlerini düşürerek toplama ve ayrıştırma faaliyetlerini olumsuz etkileyebilir.

Dolayısıyla CBAM ile döngüsel ekonomi arasında otomatik bir uyum bulunduğu varsayılamaz. Karbon fiyatlandırması, atık sevkiyatı kuralları, hurda ticareti ve sanayi politikası birlikte tasarlanmadığında bir alandaki düzenleme başka bir alanda piyasa bozulmasına yol açabilir.

5.2. Kaynak yönlendirme ve yeşil badana

Bir üreticinin düşük karbonlu veya yüksek hurda içerikli üretimini yalnızca AB pazarına yönlendirirken karbon yoğun üretimini diğer pazarlarda sürdürmesi, küresel emisyonların değişmeden kalmasına neden olabilir. “Kaynak yönlendirme” olarak tanımlanan bu durumda CBAM ithalatının hesaplanan karbon yoğunluğu düşse bile üreticinin toplam emisyonlarında eşdeğer bir azalma gerçekleşmez.

Benzer biçimde, güvenilir izlenebilirlik bulunmadığında işletmeler hurdalı üretim payını olduğundan yüksek gösterebilir veya aynı düşük karbonlu girdiyi birden fazla ürün grubuna tahsis edebilir. Bu risklerin azaltılması için:

  • Tesis düzeyinde ve ürün düzeyinde kütle dengesi kurulması,
  • Hurdanın kaynağının belgelenmesi,
  • Üretim öncesi ve tüketim sonrası hurdanın ayrılması,
  • Bağımsız doğrulama yapılması,
  • Enerji tüketiminin ve elektrik kaynağının izlenmesi,
  • Dijital ürün pasaportlarının kullanılması

gerekmektedir.

5.3. İkincil hammaddenin sıfır emisyonlu sayılması sorunu

Geri dönüştürülmüş içeriğe sıfır emisyon faktörü uygulanması, geri dönüşümü teşvik eden pratik bir yöntemdir. Ancak hurdanın toplanması, taşınması, hazırlanması ve yeniden eritilmesinden kaynaklanan emisyonların ihmal edilmesi, farklı üretim tesisleri arasında yapay maliyet avantajları yaratabilir. Diğer taraftan birincil üretim emisyonlarının bütünüyle ikincil ürüne devredilmesi, döngüsel ekonominin teşvik yapısını zayıflatır.

Daha dengeli bir yaklaşım, hurdadan önceki ürün yaşam döngüsüne ait emisyonları yeni ürüne yüklememek; fakat toplama, ayrıştırma, taşıma, ön işleme ve yeniden ergitme emisyonlarını gerçek değerler üzerinden hesaplamaktır. Böylece hem geri dönüşüm ödüllendirilir hem de “geri dönüştürülmüş” ifadesi emisyonsuzlukla özdeşleştirilmez.

6. Türkiye açısından değerlendirme

Türkiye, AB ile yoğun ticari ilişkileri ve karbon yoğun sektörlerdeki ihracat kapasitesi nedeniyle CBAM’dan en fazla etkilenebilecek ülkeler arasındadır. Buna karşılık Türkiye’nin özellikle elektrik ark ocağına ve hurda girdisine dayalı çelik üretim yapısı önemli bir dönüşüm avantajı sunmaktadır. Türkiye uzun süredir AB’nin başlıca çelik hurdası alıcılarından biridir. Bu yapı, doğru enerji ve izlenebilirlik politikalarıyla CBAM karşısında rekabet avantajına dönüştürülebilir.

Ancak hurda kullanım oranının yüksek olması tek başına yeterli değildir. Türkiye’nin elektrik üretimindeki fosil yakıt payı, elektrik ark ocaklarında üretilen çeliğin gömülü emisyonlarını artırmaktadır. Türkiye’de geri dönüşüm ile CBAM politikasının birlikte ele alınması şu dört alana dayanmalıdır:

Birincisi, yenilenebilir enerji ile geri dönüşüm sanayisinin entegrasyonudur. Elektrik ark ocakları ve alüminyum yeniden ergitme tesisleri için yenilenebilir elektrik tedariki, yalnızca elektrik maliyetini değil, ihraç edilen ürünün CBAM yükünü de azaltabilir.

İkincisi, yerli hurda toplama kapasitesinin geliştirilmesidir. Türkiye’nin ithal hurdaya bağımlılığı, döviz kuru, uluslararası hurda fiyatları ve AB’nin atık sevkiyatı politikaları karşısında kırılganlık yaratmaktadır. Belediye atıkları, ömrünü tamamlamış araçlar, beyaz eşya, makina ve inşaat sektörlerinden çıkan metal hurdasının kayıtlı ekonomiye kazandırılması stratejik önem taşımaktadır.

Üçüncüsü, ürün bazlı karbon muhasebesi ve dijital izlenebilirliktir. Özellikle küçük ve orta büyüklükteki işletmeler, hangi hurdanın hangi üretim partisinde kullanıldığını ve bu üretimin enerji tüketimini belgelemekte zorlanabilir. Ortak veri altyapıları, akredite doğrulayıcılar ve sektörel emisyon hesaplama rehberleri bu maliyeti azaltabilir.

Dördüncüsü, ulusal karbon fiyatlandırmasının kurulmasıdır. Menşe ülkede fiilen ödenmiş karbon bedeli, belirli koşullarda CBAM yükümlülüğünden indirilebilmektedir. Türkiye’de kurulacak emisyon ticaret sistemi, karbon gelirinin AB’ye aktarılması yerine Türkiye’de toplanmasına ve bu gelirin sanayinin yeşil dönüşümünde kullanılmasına imkân sağlayabilir.

Dünya Bankasının araştırması, Türkiye’deki firmaların yaklaşık beşte birinin atık azaltma, geri dönüşüm veya atık yönetimi uygulamalarını benimsediğini göstermektedir. Bu oran belirli bir kurumsal temel bulunduğuna işaret etmekle birlikte dönüşümün henüz ekonominin tamamına yayılmadığını göstermektedir (World Bank, 2025).

7. Politika önerileri

CBAM’ın geri dönüşümü gerçek bir emisyon azaltım aracına dönüştürebilmesi için Türkiye’de şu politikalar izlenmelidir:

  1. Metal hurdası için kaynağı, kimyasal bileşimi ve işleme geçmişini gösteren ulusal bir dijital izlenebilirlik sistemi kurulmalıdır.
  2. Üretim öncesi hurda, tüketim sonrası hurda ve ithal hurda ayrı kategoriler hâlinde raporlanmalıdır.
  3. Elektrik ark ocakları ve yeniden ergitme tesislerinin yenilenebilir enerji kullanımını artıracak uzun vadeli elektrik tedarik anlaşmaları desteklenmelidir.
  4. Organize sanayi bölgelerinde bir işletmenin yan ürününün başka bir işletmenin girdisine dönüştüğü endüstriyel simbiyoz programları yaygınlaştırılmalıdır.
  5. Hurda toplama ve ayrıştırma sektöründeki kayıt dışılık azaltılmalı; belediyeler, üreticiler ve geri dönüşüm şirketleri arasında veri paylaşımı geliştirilmelidir.
  6. Geri dönüşüm teşvikleri yalnızca kullanılan hurdanın miktarına değil, sağlanan doğrulanabilir emisyon azaltımına bağlanmalıdır.
  7. Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi ile CBAM emisyon hesaplama yöntemleri mümkün olduğu ölçüde uyumlaştırılmalıdır.
  8. KOBİ’ler için ortak karbon muhasebesi altyapısı ve sektörel doğrulama merkezleri oluşturulmalıdır.
  9. Hurda ihracatı veya ithalatı üzerindeki düzenlemeler hazırlanırken geri dönüşüm oranı, yerli sanayinin girdi ihtiyacı ve uluslararası ticaret yükümlülükleri birlikte değerlendirilmelidir.
  10. Ürün tasarımında geri dönüştürülebilirlik, sökülebilirlik ve malzeme saflığı teşvik edilerek gelecekteki kaliteli hurda arzı güvence altına alınmalıdır.

8. Sonuç

CBAM ile geri dönüşüm arasındaki ilişki, karbon fiyatlandırması ile döngüsel ekonomi politikalarının giderek birbirine yaklaşmakta olduğunu göstermektedir. Geri dönüştürülmüş girdiler, özellikle demir-çelik ve alüminyum sektörlerinde birincil hammadde kullanımını ve gömülü emisyonları azaltarak CBAM maliyetlerini düşürebilir. Bu nedenle hurda artık yalnızca düşük maliyetli bir üretim girdisi değil, karbon maliyetini ve ihracat rekabetçiliğini belirleyen stratejik bir hammadde niteliğindedir.

Bununla birlikte geri dönüşümün CBAM kapsamında koşulsuz bir çevresel avantaj yarattığı söylenemez. Fosil yakıta dayalı elektrik kullanımı, düşük kaliteli hurda, yetersiz izlenebilirlik, kaynak yönlendirme ve geri dönüştürülmüş içerik üzerinden yapılan düzenleyici arbitraj mekanizmanın etkisini sınırlandırabilir. Dolayısıyla geri dönüşüm oranının artırılması kadar geri dönüşüm sürecinin karbon yoğunluğu ve kullanılan malzemenin kaynağı da önemlidir.

Türkiye, hurda bazlı çelik üretimindeki deneyimi sayesinde CBAM karşısında görece avantajlı bir konuma sahip olabilir. Ancak bu potansiyelin rekabet üstünlüğüne dönüşmesi, elektrik sektörünün karbonsuzlaştırılmasına, yerli ve kaliteli hurda arzının artırılmasına, ürün bazlı karbon verisinin doğrulanmasına ve ulusal karbon fiyatlandırma sisteminin kurulmasına bağlıdır. Bu çerçevede CBAM yalnızca Türkiye’nin AB’ye ihracatını etkileyen dışsal bir maliyet olarak değil, sanayinin kaynak verimliliğini, teknolojik kapasitesini ve döngüsel üretim modelini geliştirecek bir dönüşüm baskısı olarak değerlendirilmelidir.

Kaynakça

European Commission. (2023). Commission Implementing Regulation (EU) 2023/1773 laying down the rules for the application of Regulation (EU) 2023/956. Official Journal of the European Union.

European Commission. (2026a). Carbon Border Adjustment Mechanism. Directorate-General for Taxation and Customs Union.

European Commission. (2026b). Price of CBAM certificates. Directorate-General for Taxation and Customs Union.

European Environment Agency. (2026). Zero pollution, decarbonisation and circular economy in energy-intensive industries. EEA.

European Parliament & Council of the European Union. (2023). Regulation (EU) 2023/956 of 10 May 2023 establishing a carbon border adjustment mechanism. Official Journal of the European Union, L 130, 52–104.

European Parliament & Council of the European Union. (2025). Regulation (EU) 2025/2083 amending Regulation (EU) 2023/956 as regards simplifying and strengthening the carbon border adjustment mechanism. Official Journal of the European Union.

Özuyar, P. (2021). Circular economy practices in Turkey and their potential impact in respect of near future sectoral implications. Archive of Business Research, 9(1).

Rossetto, D. (2023). The carbon border adjustment mechanism: What does it mean for steel recycling? Sustainable Horizons, 5, 100048. https://doi.org/10.1016/j.horiz.2023.100048

Vidovic, D., Marmier, A., Zore, L., & Moya, J. (2023). Greenhouse gas emission intensities of the steel, fertilisers, aluminium and cement industries in the EU and its main trading partners. Publications Office of the European Union.

World Bank. (2025). Türkiye’s circular economy transition in the EU’s global value chain ecosystem. World Bank.

World Steel Association. (2024). Circular economy: Steel—The permanent material in the circular economy. World Steel Association.

Gazete Makina sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin