Bizle irtibata geçin

Enerji

Mavi enerji: Denizlerin gücü enerji dönüşümünde yeni bir seçenek olabilir mi?

Yayınlanmış

-

Dünya enerji sistemleri güneş ve rüzgâr etrafında yeniden şekillenirken, denizler de yeni nesil yenilenebilir enerji teknolojilerinin uygulama alanına dönüşüyor. Dalga, gelgit, deniz akıntıları, sıcaklık ve tuzluluk farklarından elektrik üreten “mavi enerji” sistemleri, öngörülebilir ve düşük karbonlu üretim potansiyeliyle dikkat çekiyor. Ancak yüksek yatırım maliyetleri, zorlu deniz koşulları ve ekosistem üzerindeki belirsiz etkiler, bu teknolojilerin yaygınlaşmasını sınırlıyor.

Mavi enerji nedir?

Mavi enerji kavramı geniş anlamıyla deniz ve okyanuslardaki doğal hareketlerden veya fiziksel farklılıklardan yararlanılarak üretilen yenilenebilir enerjiyi ifade ediyor. Bu kapsamda başlıca beş teknoloji öne çıkıyor:

  • Dalga enerjisi
  • Gelgit enerjisi
  • Deniz ve okyanus akıntıları
  • Okyanus termal enerji dönüşümü
  • Tuzluluk farkı veya ozmotik enerji

Kavram daha dar bir anlamda yalnızca tatlı su ile tuzlu su arasındaki yoğunluk farkından elde edilen tuzluluk gradyanı enerjisi için de kullanılıyor. Bu nedenle mavi enerji, tek bir teknoloji değil, farklı çalışma ilkelerine ve gelişmişlik düzeylerine sahip bir enerji ailesi olarak değerlendirilmeli.

Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansına göre dünyadaki okyanus enerjisi kurulu gücü 2024 yılı sonunda yaklaşık 494 MW seviyesine ulaştı. Bu büyüklük, güneş ve rüzgâr enerjisinin küresel kapasitesiyle karşılaştırıldığında sektörün hâlâ erken gelişme aşamasında bulunduğunu gösteriyor. (irena.org)

Dalga ve gelgit hareketi elektriğe nasıl dönüşüyor?

Dalga enerjisi sistemlerinde su yüzeyindeki hareket, mekanik bir düzenek aracılığıyla jeneratöre aktarılıyor. Bazı sistemler dalgalarla birlikte yukarı ve aşağı hareket eden şamandıralardan yararlanırken bazıları dalganın sıkıştırdığı havayı bir türbinden geçiriyor. Kıyıya yerleştirilen veya açık denizde yüzen farklı tasarımlar üzerinde çalışmalar sürüyor.

Gelgit enerjisinde ise iki temel yöntem bulunuyor. Gelgit barajları, yükselen ve alçalan deniz seviyesi arasındaki farktan yararlanıyor. Gelgit akıntısı türbinleri de çalışma ilkesi bakımından su altına yerleştirilmiş rüzgâr türbinlerine benziyor. Suyun yoğunluğunun havadan daha yüksek olması, düşük akış hızlarında bile önemli miktarda mekanik enerji elde edilmesini sağlayabiliyor.

Gelgit hareketlerinin zamanı yıllar öncesinden hesaplanabildiği için üretim, rüzgâr ve güneş enerjisine göre daha öngörülebilir. Buna karşılık yalnızca uygun akıntı hızlarının ve yeterli gelgit aralığının bulunduğu bölgelerde ekonomik olarak uygulanabiliyor.

Tuzlu ve tatlı su arasındaki fark da enerji kaynağı

Mavi enerjinin en yenilikçi alanlarından biri olan ozmotik enerji, nehir suyunun denizle buluştuğu noktalardaki tuzluluk farkından yararlanıyor. Bu alanda iki teknoloji öne çıkıyor.

Basınç geciktirmeli ozmozda (PRO) tatlı su, yarı geçirgen bir membrandan tuzlu su tarafına geçiyor. Tuzlu su tarafında yükselen basınç bir türbin aracılığıyla elektriğe dönüştürülüyor.

Ters elektrodiyalizde (RED) ise tuz iyonları, iyon seçici membranlardan geçirilerek elektriksel potansiyel meydana getiriyor.

Avrupa Birliği’nde tuzluluk farkı teknolojileri henüz ağırlıklı olarak pilot ve demonstrasyon ölçeğinde bulunuyor. Hollanda’da 2014’te ters elektrodiyaliz tesisi devreye alınırken Fransa’da Rhône Nehri ile Akdeniz’in buluştuğu bölgede yeni bir pilot tesis kuruldu. Avrupa Komisyonu bu teknolojinin hazırlık seviyesini yaklaşık TRL 5–7 aralığında değerlendiriyor. (European Commission)

Güneş ve rüzgârın tamamlayıcısı olabilir

Mavi enerjinin en önemli avantajı, üretim profilinin güneş ve rüzgârdan farklı olması. Gelgitler yüksek düzeyde öngörülebilirken dalga enerjisi, rüzgârın zayıflamasından sonra dahi bir süre üretim sağlayabiliyor. Tuzluluk farkı enerjisi ise yeterli su akışının bulunduğu nehir ağızlarında kesintiye daha az açık bir üretim sunabilir.

Bu özellik, mavi enerjiyi diğer yenilenebilir kaynakların doğrudan rakibi olmaktan çok tamamlayıcısı haline getiriyor. Ada ülkeleri, kıyı toplulukları, açık deniz tesisleri, su ürünleri çiftlikleri ve şebekeden uzak ölçüm sistemleri ilk uygulama alanları arasında bulunuyor. Deniz enerjisinin tuzdan arındırma tesisleriyle birlikte kullanılması da elektrik ve temiz su üretimini bir araya getiren sistemlerin önünü açabilir. IRENA, deniz enerjisi kaynaklarının teorik üretim potansiyelini yılda 45 bin–130 bin TWh olarak hesaplıyor; ancak teorik potansiyelin tamamının teknik, ekonomik veya çevresel açıdan kullanılabilir olmadığı özellikle belirtilmeli. (irena.org)

Mavi enerjinin görünmeyen maliyetleri

Denizlerden enerji üretimi düşük karbonlu olsa da bütünüyle sorunsuz veya çevresel etkilerden bağımsız değil.

Yüksek yatırım ve bakım maliyeti

Deniz suyu, enerji ekipmanları açısından son derece yıpratıcı bir ortam oluşturuyor. Tuzlu suyun neden olduğu korozyon, güçlü dalgalar, fırtınalar ve değişken yükler parçaların kullanım ömrünü kısaltabiliyor. Midye, yosun ve mikroorganizmaların cihaz yüzeylerinde birikmesi olarak tanımlanan biyolojik kirlenme de hareketli parçaların verimini düşürüyor.

Açık denizde yapılacak basit bir bakım işlemi dahi özel gemiler, dalgıçlar veya uzaktan kumandalı su altı araçları gerektirebiliyor. Bu durum işletme giderlerini artırırken arıza halinde üretimin uzun süre durmasına yol açabiliyor. ABD Enerji Bakanlığı, korozyon ve biyolojik kirlenmeyi deniz enerjisinin ticarileşmesi için çözülmesi gereken temel malzeme sorunları arasında gösteriyor. (Department of Energy)

Henüz ticari olgunluğa ulaşmayan teknolojiler

Mavi enerji sistemlerinin önemli bölümü prototip veya demonstrasyon aşamasında bulunuyor. Farklı dalga koşullarına uyum sağlayabilen standart bir tasarım henüz ortaya çıkmış değil. Çok sayıda cihaz başarılı biçimde test edilse de uzun süreli üretim, bakım maliyeti ve kapasite faktörü konularındaki saha verileri sınırlı.

Bu durum yatırımcı açısından teknolojik risk oluşturuyor. Üretilecek elektriğin maliyeti güneş ve kara tipi rüzgâr santrallerinden genellikle daha yüksek olduğu için sektör, kamu destekleri ve uzun vadeli alım garantileri olmadan finansmana erişmekte zorlanıyor. IRENA da okyanus enerjisi projelerinin halen yüksek maliyetli ve riskli olduğunu, yalnızca piyasa koşullarıyla ölçeklenmelerinin güç göründüğünü belirtiyor. (irena.org)

Deniz canlıları üzerindeki etkiler

Su altı türbinleri balıklar ve deniz memelileri açısından çarpışma riski doğurabilir. İnşaat ve işletme sırasında oluşan su altı gürültüsü, bazı türlerin iletişim ve yön bulma davranışlarını etkileyebilir. Deniz tabanına döşenen kabloların meydana getirdiği elektromanyetik alanlar da özellikle elektriksel veya manyetik duyarlılığa sahip canlılar bakımından araştırılıyor.

Büyük ölçekli tesisler akıntı düzenini, tortu taşınmasını ve deniz tabanı habitatlarını değiştirebilir. Deniz alanlarının enerji üretimine ayrılması balıkçılık, gemi trafiği, turizm ve koruma alanlarıyla da çatışabilir.

Bugüne kadar izlenen projelerde bütün bu risklerin mutlaka ciddi zarara dönüştüğünü gösteren ortak bir sonuç bulunmuyor. Bununla birlikte mevcut çalışmalar çoğunlukla tek cihazlar veya küçük diziler üzerinde yürütüldü. Çok sayıda cihazdan oluşacak ticari santrallerin kümülatif etkileri konusunda veri açığı devam ediyor. 2024 tarihli OES çevresel durum raporu; çarpışma, gürültü, elektromanyetik alan, habitat değişimi, canlıların yer değiştirmesi ve dolaşma risklerini temel araştırma alanları arasında sıralıyor. (OES-Environmental State of Science Report (2024))

Ozmotik enerji de tamamen etkisiz değil

Tuzluluk farkı sistemlerinde kullanılan membranlar zamanla organik maddeler, mikroorganizmalar ve mineraller nedeniyle kirlenebiliyor. Bu durum su akışını ve elektrik üretimini azaltırken membranların temizlenmesi veya değiştirilmesi ek maliyet yaratıyor.

Tesislerin büyük miktarda tatlı ve tuzlu su çekmesi, küçük deniz canlılarının giriş sistemlerine sürüklenmesine neden olabilir. İşlemden çıkan suyun tuzluluğu, sıcaklığı veya kimyasal bileşimi alıcı ortamdan farklıysa nehir ağzındaki hassas ekosistem etkilenebilir. Membran temizliğinde kullanılan kimyasalların yönetimi ve kullanım ömrünü tamamlayan membranların bertarafı da yaşam döngüsü değerlendirmelerine dahil edilmeli.

Dolayısıyla “yakıt tüketmediği” gerekçesiyle ozmotik enerjiyi otomatik olarak sıfır etkili kabul etmek doğru olmaz.

Mavi enerjide hangi ülkeler ve şirketler öne çıkıyor?

Mavi enerji pazarı henüz güneş ve rüzgâr gibi kitlesel bir sanayiye dönüşmüş değil. Bununla birlikte 2024–2026 döneminde pilot cihazlardan çok türbinli ön ticari santrallere geçiş hızlandı. Avrupa’da kamu desteği alan 15 dalga ve gelgit projesinde gelecek beş yıl içinde toplam 165 MW kapasitenin devreye alınması planlanıyor.

Avrupa Komisyonu Ortak Araştırma Merkezine göre 2024 yılında dünyada yalnızca 1,8 MW yeni okyanus enerjisi kapasitesi kuruldu; bunun 0,5 MW’ı Avrupa Birliği’nde gerçekleşti. Rakamın küçüklüğü sektörün henüz ticari ölçeğe ulaşmadığını, ancak aynı zamanda kurulmakta olan yeni bir sanayi alanı bulunduğunu gösteriyor.

Birleşik Krallık: Gelgit enerjisinde en güçlü pazar

Birleşik Krallık, özellikle İskoçya ve Orkney Adaları çevresindeki gelgit akıntısı projeleriyle sektörün en önemli merkezi durumunda. Bunun temel nedeni yalnızca güçlü deniz kaynağı değil, hükümetin gelgit enerjisine özel fiyat garantileri sağlayan Contracts for Difference – CfD ihaleleri düzenlemesi.

Ülkede 2029’a kadar kurulması planlanan gelgit akıntısı kapasitesi 120 MW’ı aşarken halihazırda denizde yaklaşık 8,3 MW kapasite bulunuyor.

İskoç şirketi Orbital Marine Power, Orkney’de çalışan 2 MW gücündeki O2 yüzer gelgit türbiniyle öne çıkıyor. Şirket 2025 sonunda 7 milyon sterlinlik yeni yatırım aldı. Orbital’in Birleşik Krallık’taki altı yeni türbin için 14,4 MW’lık fiyat garantili sözleşmesi bulunuyor. Şirket bu projelerde kullanılacak yaklaşık 200 milyon sterlin değerindeki ekipmanın yüzde 70’ini Birleşik Krallık tedarik zincirinden sağlamayı hedefliyor.

Ülkedeki diğer önemli girişimler arasında dünyanın en büyük gelgit enerjisi projelerinden MeyGen, küçük ada şebekelerine yönelik sistemler geliştiren Nova Innovation ve Avrupa Deniz Enerjisi Merkezi EMEC bulunuyor.

Fransa: Gelgit akıntısı ve ozmotik enerjiyi birlikte geliştiriyor

Fransa, 238 MW kapasiteli La Rance gelgit santrali nedeniyle geleneksel gelgit enerjisinde uzun bir geçmişe sahip. Yeni yatırımlar ise büyük barajlardan ziyade deniz akıntısı türbinleri ve tuzluluk farkı enerjisine yöneliyor.

Fransız HydroQuest, Normandiya açıklarında altı türbinden oluşacak FloWatt projesini geliştiriyor. Fransa’nın enerji programı, 2030’a kadar gelgit akıntısı projeleri için 250 MW’lık ilk ticari ihalenin düzenlenmesini öngörüyor.

Ozmotik enerjide faaliyet gösteren Sweetch Energy, Rhône Nehri ile Akdeniz’in buluştuğu bölgede bir demonstrasyon tesisi kurdu. Şirket 2025 yılında ozmotik jeneratörlerinin ilk üretim hatlarını yerleştirmek üzere 3 bin metrekarelik bir tesis için kira sözleşmesi imzaladı. Teknoloji henüz ticari olarak kanıtlanmış değil; ancak Fransa bu alanda pilot uygulamadan seri ekipman üretimine geçmeye çalışan ilk ülkelerden biri.

Portekiz ve İspanya: Dalga enerjisinin test merkezi

Atlantik kıyısındaki güçlü dalga kaynağı, Portekiz ve İspanya’yı dalga enerjisi şirketleri için doğal bir test alanına dönüştürüyor.

İsveç merkezli CorPower Ocean, Portekiz’in Viana do Castelo bölgesinde C4 dalga enerjisi dönüştürücüsünü test ediyor. Şirket 2025 yılında Avrupa İnovasyon Konseyinden 17,5 milyon avroya kadar finansman hakkı kazandı. Ayrıca Portekiz açıklarında kurulması planlanan 10 MW’lık VianaWave santrali için AB İnovasyon Fonundan 40 milyon avro hibe aldı.

CorPower Ocean’ın İsveç, Portekiz, İskoçya ve Norveç’te yaklaşık 100 çalışanı bulunuyor. Şirketin işe alım ilanları; kompozit üretimi, CNC operatörlüğü, mekanik ve elektrik mühendisliği, deniz operasyonları, su altı kabloları ve proje yönetimi gibi alanlarda istihdam oluştuğunu gösteriyor.

İspanya’daki Kanarya Adaları Okyanus Platformu PLOCAN ise farklı ülkelerden dalga enerjisi geliştiricilerine test ve şebeke bağlantı altyapısı sağlıyor. Hollandalı Wavepiston, dalga hareketinden elektrik üretmenin yanında basınçlı su ve tuzdan arındırma çözümleri geliştiren sistemini burada kurdu.

İsveç, Danimarka ve Hollanda: Teknoloji geliştiriciler öne çıkıyor

Kuzey Avrupa ülkeleri kurulu kapasiteden çok mühendislik, patent ve ekipman geliştirme faaliyetleriyle dikkat çekiyor.

İsveçli Minesto, klasik türbinlerden farklı olarak gelgit akıntısında sekiz şeklinde hareket eden su altı “uçurtmaları” geliştiriyor. Yine İsveç merkezli CorPower Ocean dalga enerjisi dönüştürücülerine odaklanıyor.

Danimarkalı Wavepiston ve Wave Dragon ile Finlandiyalı AW-Energy, farklı dalga enerjisi tasarımları geliştiriyor. Hollandalı REDstack, ters elektrodiyaliz yöntemiyle tuzluluk farkından elektrik üretirken Slow Mill Sustainable Power dalga enerjisi cihazları üzerinde çalışıyor.

Avrupa Komisyonu verilerine göre küresel özel sermaye ve girişim sermayesi yatırımlarından en fazla pay alan ilk on ülke arasında İsveç, Fransa, Danimarka, Hollanda ve Almanya bulunuyor.

Kanada ve ABD: Test altyapısı ve uzak bölge uygulamaları

Kanada, Bay of Fundy’deki son derece güçlü gelgit akıntıları nedeniyle önemli bir uygulama alanı. Nova Scotia’daki Fundy Ocean Research Centre for Energy – FORCE, türbin geliştiricilerine deniz sahası, çevresel izleme ve şebeke bağlantısı sağlıyor.

2025 yılında Orbital Marine Power ile Kanadalı Eauclaire Tidal, Nova Scotia yönetiminden 12,5 MW’lık yeni kapasite ve 15 yıllık elektrik alım sözleşmeleri aldı. Plan kapsamında altı Orbital O2-X türbininin FORCE sahasına kurulması öngörülüyor.

ABD’de yatırımlar şebekeye büyük miktarda elektrik satmaktan çok savunma tesisleri, okyanus gözlem sistemleri, uzak kıyılar ve ada toplulukları gibi özel uygulamalara yöneliyor. Ocean Power Technologies, PowerBuoy sistemlerini deniz gözetimi ve açık deniz ekipmanlarının enerji ihtiyacı için geliştiriyor. CalWave, C-Power ve Oscilla Power dalga enerjisi üzerinde çalışan diğer önemli ABD şirketleri arasında yer alıyor.

Oregon açıklarında kurulan PacWave South, farklı şirketlerin tam ölçekli dalga enerjisi cihazlarını şebeke bağlantılı olarak sınayabilmesi için geliştirilen önemli test merkezlerinden biri. ABD Enerji Bakanlığının bu altyapıya 2016’dan itibaren yaklaşık 150 milyon dolar aktardığı bildiriliyor.

Çin, Güney Kore ve Japonya: Büyük sanayi kapasitesi, farklı teknoloji tercihleri

Çin ve Güney Kore, dünyadaki en büyük geleneksel gelgit barajlarına sahip ülkeler arasında bulunuyor. Güney Kore’deki 254 MW kapasiteli Sihwa Lake tesisi bu alanın en büyük örneklerinden biri. Ancak çevresel etkileri ve yüksek ilk yatırım maliyetleri nedeniyle günümüzde büyük gelgit barajlarından çok modüler akıntı türbinleri ve dalga sistemleri üzerinde duruluyor.

Çin; üniversiteler, kamu araştırma kuruluşları ve büyük enerji şirketleri aracılığıyla dalga ve gelgit teknolojilerine yatırım yapıyor. Japonya ise güçlü okyanus akıntıları, dalga enerjisi ve okyanus termal enerji dönüşümü konusunda araştırmalar yürütüyor. Bu ülkelerdeki çalışmalar çoğunlukla kamu destekli demonstrasyon programları niteliğinde olduğu için Avrupa’daki gibi çok sayıda bağımsız teknoloji şirketi henüz ortaya çıkmış değil.

Mavi enerjiye ne kadar yatırım yapılıyor?

Avrupa Birliği, kamu kaynaklı araştırma ve geliştirme yatırımlarında açık ara önde bulunuyor. AB, son on yıldaki küresel kamu Ar-Ge yatırımlarının yaklaşık yüzde 58’ini gerçekleştirdi. Bu payın yarısı AB üyesi ülkelerin ulusal programlarından, diğer yarısı ise Birliğin araştırma fonlarından geldi.

2014’ten itibaren Horizon 2020 ve Horizon Europe programları kapsamında mavi enerji projelerine 365 milyon avronun üzerinde kaynak ayrıldı:

Teknoloji

AB araştırma finansmanı

Dalga enerjisi

201 milyon avro

Gelgit enerjisi

134 milyon avro

OTEC, karma projeler ve diğer alanlar

30 milyon avro

Toplam

365 milyon avronun üzerinde

AB merkezli şirketler ayrıca 2010–2022 döneminde okyanus enerjisi teknolojilerine yaklaşık 948 milyon avro özel yatırım yaptı. Avrupa, 2022–2024 arasındaki küresel yatırım işlemlerinin yüzde 53’ünü oluşturdu. Buna rağmen 2023’te AB’nin yıllık kamu Ar-Ge harcaması bir önceki yıla göre yüzde 37 azalarak 30,6 milyon avroya geriledi. Dolayısıyla sektörün lideri Avrupa olmakla birlikte finansman sürekli ve istikrarlı bir yükseliş göstermiyor.

Mavi enerji şimdiye kadar ne kadar istihdam yarattı?

İstihdam konusunda açıklanan rakamlara ihtiyatla yaklaşılması gerekiyor. Bazı şirket ve sektör kuruluşları, gelecekte kurulması planlanan santraller üzerinden binlerce kişilik istihdam tahminleri yayımlıyor. Bunlar mevcut çalışan sayısını değil, belirli kapasite hedeflerinin gerçekleşmesi halinde ortaya çıkabilecek doğrudan ve dolaylı istihdamı gösteriyor.

Avrupa Komisyonu Ortak Araştırma Merkezinin en güncel kapsamlı hesabına göre:

  • Küresel okyanus enerjisi sektörü 2023’te yaklaşık 1.000 tam zaman eşdeğeri çalışan istihdam ediyordu.
  • Bunun en az 415’i AB merkezli şirketlerdeydi.
  • Rakamlar dalga ve gelgit teknolojilerinin yanı sıra ilgili geliştirici ve tedarik zinciri faaliyetlerini kapsıyor.
  • Dünya genelinde standart bir sektör kodu bulunmadığı için gerçek istihdamın bir kısmı gemi inşa, deniz mühendisliği veya araştırma hizmetleri altında kaydediliyor.

Bu nedenle “mavi enerji bugün on binlerce kişiye iş sağlıyor” demek doğru değil. Sektörün doğrudan istihdamı hâlâ birkaç büyük sanayi tesisinin çalışan sayısıyla karşılaştırılabilecek kadar küçük.

Buna karşılık potansiyel istihdam beklentisi daha yüksek. Birleşik Krallık’ta yalnızca gelgit akıntısı sektörünün 2030’da yaklaşık 4 bin, 2040’ta ise 14 bin 500 kişilik istihdama ulaşabileceği tahmin ediliyor. Bu işlerin üretim, kurulum, bakım, elektrik sistemleri, kaynak, deniz operasyonları ve proje yönetiminde oluşması bekleniyor. Ancak bu tahminlerin santral ihalelerinin ve yerli tedarik şartlarının gerçekleşmesine bağlı olduğu unutulmamalı.

Fransa’daki FloWatt girişimi de gelgit enerjisi sektörünün 2030’dan itibaren 6 bin doğrudan ve dolaylı iş yaratabileceğini öngörüyor. Bu da gerçekleşmiş istihdam değil, sektörün endüstrileşmesi halinde ortaya çıkacağı düşünülen bir projeksiyon.

Hangi mesleklerde istihdam yaratıyor?

Mavi enerjinin istihdam etkisi yalnızca enerji santralinde çalışan operatörlerle sınırlı değil. Değer zinciri şu meslekleri kapsıyor:

  • Makine, elektrik, kontrol ve malzeme mühendisleri
  • Gemi inşa ve deniz teknolojileri uzmanları
  • Kaynakçılar, CNC ve kompozit üretim operatörleri
  • Deniz altı kablo ve şebeke bağlantısı uzmanları
  • Korozyon, kaplama ve katodik koruma mühendisleri
  • Dalgıçlar ve uzaktan kumandalı su altı aracı operatörleri
  • Bakım teknisyenleri ve gemi personeli
  • Oşinograflar, deniz biyologları ve çevresel izleme uzmanları
  • Veri analistleri, yazılım mühendisleri ve kestirimci bakım uzmanları
  • İzin, finansman ve proje yönetimi çalışanları

Mavi enerjinin önemli ekonomik avantajlarından biri, mevcut tersane, çelik konstrüksiyon, enerji ekipmanları ve açık deniz hizmetleri sektörlerinden yararlanabilmesi. Ancak istihdamın gerçekten yerel ekonomiye kalması, türbin gövdeleri, bağlantı sistemleri, kablolar ve bakım hizmetlerinin ülke içinde üretilmesine bağlı. Ekipman ithal edilir ve bakım hizmetleri yabancı şirketlerden alınırsa yüksek kurulu kapasiteye rağmen yerel istihdam sınırlı kalabilir.

Güncel tablo ne söylüyor?

Bugünkü mavi enerji pazarı üç farklı aşamada ilerliyor:

Alan

Mevcut durum

Gelgit akıntısı

Ticari santrallere en yakın teknoloji

Dalga enerjisi

Tam ölçekli cihazlardan çok cihazlı santrallere geçiş aşamasında

Tuzluluk farkı

Pilot ve demonstrasyon ölçeğinde

Okyanus termal enerjisi

Tropikal adalarda sınırlı pilot uygulamalar

Büyük gelgit barajları

Teknik olarak olgun, ancak maliyet ve çevresel etkiler nedeniyle yeni yatırım sınırlı

Dolayısıyla sektörün merkezi şimdilik Avrupa; özellikle Birleşik Krallık gelgit enerjisinde, Portekiz ve İspanya dalga enerjisinde, Fransa ise gelgit akıntısı ve ozmotik enerjide öne çıkıyor. Kanada ve ABD güçlü test altyapıları geliştirirken Çin, Güney Kore ve Japonya daha çok kamu destekli büyük ölçekli araştırma programları yürütüyor.

Mavi enerjide bugünkü temel faaliyet elektrik satışından çok teknoloji geliştirme, prototip üretimi, deniz testleri ve ilk ön ticari santrallerin kurulması. Bu nedenle yaklaşık bin kişilik mevcut küresel istihdam mütevazı görünse de oluşan uzmanlık son derece yüksek katma değerli. Önümüzdeki dönemde gerçek istihdam artışını belirleyecek unsur, açıklanan yüzlerce megavatlık proje portföyünün ne kadarının finansman bularak fiilen kurulabileceği olacak.

Türkiye için nasıl bir potansiyel taşıyor?

Türkiye’nin uzun kıyı şeridi mavi enerji araştırmaları için önemli bir imkân sunuyor. Bununla birlikte ülkenin denizleri Atlantik kıyıları kadar güçlü ve düzenli gelgit hareketlerine sahip değil. Bu nedenle büyük gelgit barajlarından çok belirli bölgelerde dalga enerjisi, deniz akıntıları ve nehir ağızlarında tuzluluk farkı sistemleri araştırılabilir.

Karadeniz kıyıları dalga enerjisi bakımından incelenebilecek bölgeler arasında yer alırken İstanbul ve Çanakkale boğazlarındaki akıntılar teorik olarak dikkat çekiyor. Ancak yoğun gemi trafiği, balık göç yolları, güvenlik, kablo bağlantısı ve bakım koşulları dikkate alınmadan yalnızca akıntı hızına bakılarak yatırım kararı verilmesi mümkün değil.

Türkiye açısından en gerçekçi başlangıç, doğrudan büyük ticari santraller kurmak yerine üniversiteler, tersaneler, makine üreticileri ve enerji şirketlerinin birlikte geliştireceği küçük ölçekli pilot sistemler olabilir. Korozyona dayanıklı malzemeler, kompozit yapılar, su altı sensörleri, güç elektroniği ve kestirimci bakım uygulamaları yerli sanayi için ayrıca teknoloji geliştirme alanı yaratabilir.

Sonuç: Büyük potansiyel, temkinli beklenti

Mavi enerji, enerji dönüşümünün ihmal edilmemesi gereken ancak henüz ticari başarısı kanıtlanmış ana taşıyıcılarından biri olmayan bir teknoloji alanı. Kaynağın büyüklüğü etkileyici olsa da teorik potansiyel ile ekonomik olarak üretilebilecek enerji arasında ciddi bir fark bulunuyor.

Sektörün geleceğini yalnızca cihazların ne kadar elektrik ürettiği değil; bakım ihtiyacı, malzeme ömrü, şebeke bağlantısı, deniz alanı kullanımı ve ekosistem üzerindeki toplam etkisi belirleyecek. Bu nedenle mavi enerji projeleri “deniz sınırsız bir enerji kaynağıdır” yaklaşımıyla değil, yaşam döngüsü maliyeti ve bölgesel çevresel taşıma kapasitesi üzerinden değerlendirilmelidir.

Doğru bölgelerde, güçlü çevresel izleme ve yerel sanayi katılımıyla geliştirildiğinde mavi enerji; güneş ve rüzgârın yerini almak yerine onları tamamlayan, kıyı ve ada ekonomilerine özel çözümler sunan stratejik bir enerji kaynağına dönüşebilir. Ancak bunun için önce denizde çalışmanın teknik ve ekolojik bedelinin gerçekçi biçimde hesaplanması gerekiyor.

Referanslar:

CorPower Ocean. (2025). A big year for CorPower Ocean: 2025 milestones and growth. https://corpowerocean.com/a-big-year-for-corpower-ocean/

CorPower Ocean. (n.d.). About CorPower Ocean. Retrieved September 2, 2026, from https://corpowerocean.com/about-us/

Copping, A. E. (2024). Marine renewable energy and Ocean Energy Systems-Environmental. In L. Garavelli, A. E. Copping, L. G. Hemery, & M. C. Freeman (Eds.), OES-Environmental 2024 state of the science report: Environmental effects of marine renewable energy development around the world (pp. 1–7). Ocean Energy Systems. https://doi.org/10.2172/2438586

European Commission, Directorate-General for Maritime Affairs and Fisheries. (2025). The EU blue economy report 2025: Marine renewable energy. https://op.europa.eu/webpub/mare/eu-blue-economy-report-2025/blue-economic-sectors/marine-renewable-energy.html

European Commission, Joint Research Centre. (2025). Ocean energy in the European Union: 2025 status report on technology development, trends, value chains and markets. Publications Office of the European Union. https://doi.org/10.2760/2539218

European Commission, Joint Research Centre. (2026). Marine renewable energy. EU Blue Economy Observatory. Retrieved September 2, 2026, from https://blue-economy-observatory.ec.europa.eu/eu-blue-economy-sectors/marine-renewable-energy_en

European Commission, Directorate-General for Employment, Social Affairs and Inclusion. (2026). Socio-economic impacts of developing offshore renewable energy. https://employment-social-affairs.ec.europa.eu/socio-economic-impacts-developing-offshore-renewable-energy_en

FloWatt. (n.d.). FloWatt tidal energy project: Key figures and employment potential. Retrieved September 2, 2026, from https://www.flowatt.fr/en/

Garavelli, L., Copping, A. E., Hemery, L. G., & Freeman, M. C. (Eds.). (2024). OES-Environmental 2024 state of the science report: Environmental effects of marine renewable energy development around the world. Ocean Energy Systems. https://doi.org/10.2172/2438585

HydroQuest. (2025). La Programmation Pluriannuelle de l’Énergie intègre l’hydrolien dans la politique énergétique française. https://www.hydroquest.fr/la-programmation-pluriannuelle-de-lenergie-integre-lhydrolien-dans-la-politique-energetique-francaise-a-250-mw-attribues-dici-2030-sous-forme-dun-premier-appel-doffres-comme/

International Energy Agency–Ocean Energy Systems. (2026). Annual report 2025: An overview of ocean energy activities in 2025. https://www.ocean-energy-systems.org/publications/oes-annual-reports/document/annual-report-2025/

International Renewable Energy Agency. (2014). Salinity gradient energy: Technology brief. https://www.irena.org/Publications/2014/Jun/Salinity-Gradient

International Renewable Energy Agency. (2020). Innovation outlook: Ocean energy technologies. https://www.irena.org/publications/2020/Dec/Innovation-Outlook-Ocean-Energy-Technologies

International Renewable Energy Agency. (2026). Ocean energy. Retrieved September 2, 2026, from https://www.irena.org/Energy-Transition/Technology/Ocean-energy

Ocean Energy Europe. (2025, April 17). Ocean energy is moving closer to commercialisation. https://www.oceanenergy-europe.eu/ocean-energy-is-moving-closer-to-commercialisation/

Orbital Marine Power. (2025, December 9). Orbital Marine Power secures £7 million investment. https://www.orbitalmarine.com/orbital-secures-7m-investment/

Pacific Northwest National Laboratory. (2024, September 17). New report provides update on environmental effects of marine renewable energy. https://www.pnnl.gov/publications/new-report-provides-update-environmental-effects-marine-renewable-energy

Tethys. (2024). OES-Environmental 2024 state of the science report: Environmental effects of marine renewable energy development around the world. https://tethys.pnnl.gov/publications/state-of-the-science-2024

UK Government. (2021). Green Jobs Taskforce report: Annex—Sectoral transitions to net zero. https://www.gov.uk/government/publications/green-jobs-taskforce-report/green-jobs-taskforce-report-annex-sectoral-transitions-to-net-zero

University of Edinburgh. (2026). 2025 UK ocean energy review. Edinburgh Research Explorer. https://www.research.ed.ac.uk/en/publications/2025-uk-ocean-energy-review/

U.S. Department of Energy. (n.d.). Advantages of marine energy. Retrieved September 2, 2026, from https://www.energy.gov/cmei/water/advantages-marine-energy

U.S. Department of Energy. (2022). Exploring new materials and manufacturing processes to help marine energy achieve commercial success. https://www.energy.gov/cmei/water/articles/exploring-new-materials-and-manufacturing-processes-help-marine-energy-achieve

Okumaya Devam Edin

Gazete Makina sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin